Merhaba Bitanem…
Bu sana yazdığım son mektubum. Senin için son kez alıyorum kalemimi elime. Son kez senin için karalayacağım bir şeyler.
Her şey o gün başlamıştı; lise ikinci sınıfa başladığım ilk gün. Yeni bir okul yeni bir sınıf yeni insanlar ve sen... Okulun ilk günü ilk kez tartışmış kavga etmiştik seninle. Giydiğim gömleğe karışmıştın bende sana ne demiştim. O gün sana çok sinirim bozulmuştu. Bir kaç gün geçti aradan seni her gördüğümde bana bakıyordun. Ben önüme dönüyor “dışarıyı izliyordur” diyordum kendi kendime. Benimle arkadaş olmak istediğini söyledin iki hafta olmuştu okula başlayalı. O tür şeyler bana o kadar tersti ki kabul etmedim. Sonra okulumuzdaki Rehberlikçimiz benim seninle konuşmamı istedi. Sorunlarının olduğunu söyledi. O gün bir daha düşündüm ve konuşmaya karar verdim seninle. Yavaş yavaş konuşmaya başladık, yakınlaştık. Tanıdıkça senin iyi biri olduğuna karar verdim. Kimse seni sevmese de seninle konuşmamı istemeseler de ben ısrarla seninle konuşmaya devam ettim. Beni senden uzaklaştırmak istedikçe insanlar, ben sana daha çok bağlandım.
Sen kırık dökük bir adamdın, kollarında jilet izleri ve sürekli içki… Karşılıksız bir sevdan vardı. Henüz annen yeni vefat etmişti. Aslında korkuyordum bazen zararın dokunur diye ama çocukluktu belki hiç bir şeyi gözüm görmüyordu. Başka birini sevdiğini bilmeden, bana zarar vereceğini bildiğim halde konuşmaya devam ettim. Henüz bir ay olmuştu ki sevdiğine mektup yazdın. Aynı mektubu bana da okutmuş sonra ona vermiştin. Sustum sadece bir şey diyemedim.
Karşılıksızdı senin sevgin. Aslında ona olan duyguların sevgi değil karşılıksızlığın verdiği bir tutkuydu. O gün bir saatliğine gittin okuldan. Döndüğünde yürüyemeyecek haldeydin. Okulun bahçesinde saçma sapan konuşuyor çok tuhaf şeyler yapıyordun. Yine içmiştin… O gün senin o çaresizliğin beni çok utandırmıştı. Uzak bir yerlere kaçmak istedim, senden çok ben utanmıştım halinden. Ama gitmedim, pes etmedim. Tam tersi daha da sarıldım her şeye. Seni düzeltecektim, kafama koydum o gün…
Aradan aylar geçti. Derse girmeyen, içip okula gelen, hocalarla kavga eden, her kavganın içinde olan insan nihayet içkiyi bırakmıştı. Hocalar sevmeye başlamış dersleri düzelmişti. Seni önceden tanıyanlar “düzeldi çok şükür senin sayende” deyip teşekkür ediyorlardı. Her şey çok güzeldi seni sevmeye başlamıştım sen de beni...
Zaman geçtikçe her şey güzelleşiyordu. Ama zamanla yalanlar aldatmalar başladı her şeye rağmen yanında olmaya devam ettim. Hatırlıyor musun yağmurun yağdığı o günü? Dışarıda şiddetli bir yağmur yağıyordu. Sen ve bir kaç arkadaşın dışarıda yağmurun altında geziyordunuz. Seni camdan izliyordum, sen de bana bakıyordun ayağın tökezledi. Arkadaşların seninle dalga geçip gülüyorlardı. Sen hâlâ bana bakıyordun. Sonra yanıma geldin “Görüyorsun demi halimi… İşte sana sırılsıklam aşığım” dedin. Sadece tebessüm ettim.
Bir yıl geride kalmıştı “bir kere öpmek istiyorum seni” demiştin, “yok, olmaz” demiştim ben de. O gün çocuk gibi küstün bana. Karşıma geçmiş kızgın kızgın “bir kerecik öpsem ne olur ki?” diyordun ki tam o sırada öptüm seni yanağından. Öptüm ve kaçtım… Yüzündeki şaşkınlığı bendeki utanmayı unutamam...
Sonra ilk elimi tutuşun zorla olmuştu. Sınıfta elimi tuttun bırakmıyorsun, ben elimi çekiyorum sen tutmuş elimi çekiyorsun. En sonunda hoca girdi içeri şöyle bir baktı şaşkın şaşkın, sonra oturdu masasına.
Ah be sevdiğim, “Kızım olursa adını annemin adını koyacağım” derdin. Ben de “oğlumun adını Mehmet koyacağım” derdim. Hemen celallenir “Mehmet kim?” derdin. Kızdırırdım seni iyice, oysa Mehmet diye kimse yoktu ki…
Anılarımızın olduğu okula gittim. Sıramız aynı yerinde, üzerinde baş harflerimiz… Bir başıma oturdum o sıraya. Dokundum, ağladım… Seni o kadar özlemişim ki anlatamam. Tam üç bucuk yıl geçti aradan. Hayallerimiz yeminlerimiz yalan oldu. Senden istediğim üç şey vardı; dürüst ol dedim olmadın. Sadece ben olayım dedim bir sürü kişi girdi araya. Ve bir de yüzük… Değeri önemli değildi. Senin alıp parmağıma takman önemliydi. Ben hiç çıkarmayıp seni bekleyecektim o yüzükle ama onu da yapmadın.
Şimdi ayrıyız… Sen üniversite okuyorsun. Sınıf birincisi, okul ikincisi olmuşsun, mutlusun. Belki de başka biri var hayatında. Sazın var, gitarın var… Oysa ben onlardan bile kıskanırdım seni. Hep kızardım “benden çok ilgileniyorsun sazınla” diye. Resim yapardın sen, ben o fırçalara imrenirdim.
Seni çok sevdim Bitanem... Bana yaptığın onca hataya rağmen, gözümün içine baka baka söylediğin yalanlara rağmen ben seni çok sevdim, sana çok değer verdim. Senin söylediğin onca söze, ben ağzımdan bir kötü söz çıkarmadım. Neden ayrıldık onu da bilmiyorum… Ayrıldık bitti ama seninle son kez konuşmak istemiştim. O gece belki seni elli kere aradım “aşkım üç buçuk yılın hatırına beni üç dakika dinle” dedim, dinlemedin. “Defol git hayatımda yeni biri var” dedin. Biliyordum seni çok değiştireceğini üniversitenin ama bu kadarını da beklemedim ki… Ve en son konuşmamızda “mutsuzum, içkiye tekrar başladım” dedin. Dönmem asla bundan sora Bitanem, dönmem. Ama seni çok sevdim Bitanem. Sana hiç yalan söylemedim, seni hiç aldatmadım. Anneme, babama kan bağım olan insanlara hissetmediğim yürek acısını ilk kez sende hissettim.
Sana yazdığım bu son mektupla seni güzel bir şekilde kalbime gömmek, senden daha çok seveceğim biri ile karsılaşmak istiyorum. Hakkım varsa helal olsun. Rabbim seni doğru yoldan ayırmasın. Çok mutlu ol Bitanem… Nasibimizde yokmuşuz, alınyazımız değilmişiz. Umudum kalmadı, biliyorum bundan sonra olmaz, olmayacak. Rabbim hayırlı bahtlar verir inşallah. Hayırlı eş hayırlı evlat versin, hayırlı ölüm versin…
Çok çok mutlu ol Bitanem… Son mektubum bu… Sen “mektuplarımızı kimse okumasın” derdin, kızardın bana. Kızma olur mu? Ben haykırmak istiyorum son kez seni sevdiğimi.
Lise aşkım, kızım olursa eğer anlatacağım seni, “baban duymasın kızım, benim bir lise aşkım vardı” diyeceğim.
Allaha emanet ol lise aşkım… Çok mutlu olursun inşallah.
Hoşçakal…
Sevdiğin…
|